ENKAZ VE PARILTI: BENJAMIN'DE SANAT, POLİTİKA, TARİH SEMPOZYUMU KONUŞMA ÖZETLERİ

08.11.2021  /  ViraVerita

20 Kasım 2021'de 12.30-18.00 saatleri arasında Ankara'da gerçekleştirilecek “Enkaz ve Parıltı: Benjamin’de Sanat, Politika, Tarih” sempozyumuyla Goethe Enstitüsü Ankara ve ViraVerita, Benjamin’i felsefi, politik, kültürel ve toplumsal perspektifle ele almaya ve düşünürü günümüzde yeniden anlamlandırmaya davet ediyor. Saat 12.30'da başlayacak sempozyumda Aslı Odman, Aykut Çelebi, Cana Bostan, Fatma Erkek, Leyla Bektaş, M. Ertan Kardeş'in konuşmaları yer alıyor. Pandemi önlemleri gereği sınırlı katılımcıyla ve HES kodu kontrolüyle yüz yüze gerçekleştirilecek sempozyumda sunulacak konuşmaların özetlerini aşağıda bulabilirsiniz:

 

Aykut Çelebi / Eski iyi yerine, yeni kötü şeylerle ilişkilenmek gerekir”: Walter Benjamin ve Tarih Kavramı Üzerine Tezler

 

Tarih Kavramı Üzerine Tezler”, Walter Benjamin’in mektupları ve daha önce başlayıp yenilediği birkaç değini, okuduğu kitaplar listesi hariç, yazdığı son metin. Her Benjamin metni gibi, yazılışı da, gün ışığına çıkışı da, açıklanmaya muhtaç ayrı bir serüven. Tezler sunuş esnasında üç ana eksende ele alınacaktır. Birinci eksen, tezlerin yazılma ve gün ışığına çıkma serüvenidir. İkincisi tezlerin Benjamin son dönem çalışmalarıyla taşıdığı gönül yakınlıklarını somut örneklerle tartışmayı amaçlıyor. Üçüncü eksen metnin kompozisyonu ve ana izleklerini açımlamaya dönüktür. Sunuşun sonunda ve mümkün olduğu takdirde tartışmalar kısmında Tezler’in sonraki hayatı ve düşünsel, siyasal etkileri üzerine de genel bir değerlendirme yapılacaktır.

 

M. Ertan Kardeş / Walter Benjamin’in “Birinci Teknik” ve “İkinci Teknik” Kavramları Etrafında Kolektif Beden ve Özgürleşme

 

Bu konuşma Walter Benjamin’in teknik kavrayışını farklı katmanlarıyla ele almayı amaçlamaktadır.

Teknik meselesi, başta “birinci teknik” ve “ikinci teknik” ayrımı olmak üzere deneyim, topluluk, kolektif beden ve politik eylem tartışmaları ekseninde irdelenecektir. Temel iddiamız ise, Benjamin’de gerçek bir politikanın ikinci teknik üzerinde birinci tekniğin baskısına son verecek bir eylem olduğudur. Onun düşüncesi,  baskı ve hakimiyete karşı bir eleştiri sunduğu kadar, bunun da ötesine geçerek tüm kitle fantazmagoryalarının kırıldığı politik bir uğrağın yaratılmasının gerekliliğini içermektedir. Ütopya bu çerçevede, Sorelci eleştiriye uygun olarak rasyonel bir yaratıdan ziyade gerçekliğin başka türlü kurulmasına imkan tanıyan bir eylem boyutu kazanır. Her şeyden önce, gerçek bir politik eylem, varolan düzende sürmekte olanın yasasını kaldıran ve insanlığın saklı kalmış güçlerinin güncellenmesine dair bir eylemdir. O halde Benjamin’in yasa eleştirisini teknik kavrayışla birlikte düşünmek bugünün sayısallaşan dünyasındaki krizleri de anlamanın anahtarını taşımaktadır.

 

Cana Bostan / Dilsiz Arion’dan Sağır Odradek’e Benjamin’de Ses Ontolojisi

 

Biçimsizleşmiş bedenler, parçalanmış uzuvlar veya (Hint mitolojisindeki gandharvalar gibi) natamam varlıklar, Benjamin’in Pasajlar Çalışması’nda bir tür antikoro oluşturan akustik imgelerin taşlaşmış gövdeleridir. Yankı, yansıma, fısıltı, kekeleme, öksürük gibi ifade aktarımını kesintiye uğratan bu akustik imgelerden kurulu tarihsel materyalist dinleme teorisi, anlamlı ses örüntülerinden, susturularak ya da gürültü biçiminde kodlanarak dışlanan ses(izlik)lerle bağlantı kurar. Bu “duyulur” tarih nosyonu gereğince işiten-politik-özne de anıları, görüntünün uzayına kaydedilmemiş tehditkâr halleriyle tanır. Bu tanınmada işleyen gayri-iradi alıntılama, optik bilinçdışını daima akustik formda ya da Benjamin’in ifadesiyle, “şoke edici bir ses kılığında” bilince iletir. Şeylerin ve kimselerin sesinin hiyerarşik bir ayrım gözetmeksizin sahip olduğu epistemik statü, seste taşınan bilgiyi aşkın kılar. Benjamin’de teolojik bağlamda adeta bir kehanet motifi olarak açığa çıkan bu ses-bilgi, siyasal alanda, öteki’nden gasp edilmişliği içinde belirir. “Susturulmuş olanın yankısı” ya da diğer bir deyişle, tarihteki kayıp sahibini arayan ses, böylece yoklukta muhafaza edilmiş bedenlerin çağrısına dönüşür. Bedenlemenin bu ilk uğrağı ucube figürünü ortaya çıkarır; Benjamin’in tragedyalardan, Barok yasoyunlarından, Shakespeare tiyatrosundan ya da Kafka, Proust, Baudelaire, Döblin gibi yazarlardan ve elbette sürrealistlerden alıntıladığı mahluklar, tarihin eşitsiz kıldığı öznelerin aynı anlam evrenine yerleştirilmesindeki şiddeti görünür kılar. Bu sunumda da, déjà-vu’nün (görülmüş’ün) düzenlediği zemini déjà-entendu (işitilmiş) aracılığıyla dağıtan hafızanın akustik doğası, gösterinin krizi bağlamında tartışılacaktır.

 

Fatma Erkek / Politikanın ve Savaşın Estetize Edilmesi

 

Bu konuşmada Benjamin’in “Teknik Aracılığıyla Yeniden Üretilebilir Olduğu Çağda Sanat Eseri” başlıklı makalesinin Sonsöz’ünde ifade ettiği faşizmin politikayı ve savaşı estetize ettiği söyleminden hareket edilecektir. Ancak Benjamin böyle bir söylemde bulunmasına rağmen faşizmin, politikayı ve savaşı nasıl estetize ettiğini burada ayrıntılı bir şekilde anlatmaz. Yalnızca bu makalenin Önsöz’ünde modern yaşamdaki bir dizi gelişmeden bağımsız olarak görmediği faşizmin, modern estetik kategorileri kendi amaçları doğrultusunda kullandığını üstü örtülü olarak dile getirir. İlk olarak Benjamin’in 19. yüzyılda kendini göstermeye başlayan modern yaşam ve endüstri kültürü ile faşizmi nasıl ilişkilendirdiği ve ikinci olarak Nazi Almanyası’nda politikanın nasıl estetize edilerek kitlelere sunulduğu birkaç örnek üzerinden ele alınarak aydınlatılmaya çalışılacaktır. Daha sonra Benjamin’in “Alman Faşizm Kuramları” adlı çalışmasında sıkı bir eleştiriye tabi tuttuğu Ernst Jünger’in Savaş ve Savaşçı başlıklı derlemesinde yer alan yazarların savaşı nasıl estetize ettikleri onun düşüncelerinden hareketle gösterilmeye çalışılacaktır.

 

Leyla Bektaş / Kent Hakkı, Toplumsal Cinsiyet ve Tecrübe: Benjamin’i Hatırlamak

 

Walter Benjamin’in Baudelaire’de Bazı Motifler Üzerine metninde geliştirdiği tecrübe kuramı bugünün Türkiye’sinde bir metropol kentte süregiden mekân kullanım pratiklerini anlamak için ne tür imkânlar sunar? Paris pasajlarında dolaşan aylak bir gezgin olan flanör, kentte yürüyebilmeyi talep eden kadınların hareketliliğini okuyabilmenin ipuçlarını içerir mi? Kent hakkının kapsamını flanör/flanözlüğü içerecek biçimde genişletmek ne tür pratik olanaklar sağlar? Bu çalışma, burada sıralanan soruları baz alarak kent hakkı ve toplumsal cinsiyet tartışmasını İzmirli kent yoksulu kadınların tecrübelerinde somutlamaya çalışır. Benjamin’in kavram seti, tecrübeyi kamusal ve özel olanda mekânsallaştırma ve toplumsal olanın mekânsallığını analiz etmemizi sağlar.

 

Aslı Odman / Benjamin’in İzinde Türkiye’de Mekansal Enkazbilim Çalışmaları: Kalkınma ve Kıyımı Belgelemek

 

Benjamin, Birinci Dünya Savaşı sonrası parıltısını kaybetmiş Paris ve pasajlarında, 19. yüzyıl kapitalizminin metalarla örülü fantazmagorisinin izini arar. Materyalist mekan antropolojisinin itici gücü, mekanın maddi ve hayali katmanlarına bakıp, hem maddi enkaz hem de metaların gerçekleştiremediği hayallerin kırıklıkları üzerinden, bir dönemin başarı, ilerleme, ilişkilenme normlarını okumaktır. 21. yüzyıl başı Türkiye'si, enkaz-bilim diye tanımladığımız bu perspektifi bir müdahil bilgi perspektifi olarak  önümüze tekrar çıkarıyor. İkinci doğa halinde şehirlere tasallut eden doğa yıkımında, mitik tarih olarak tezahür eden kentsel dönüşüm projelerinde, Kalkınma Rüyası ve Kıyım Uyanışını anlayabilmek ve dönüştürebilmek için Benjamin'in 1930'lardaki adımları, bakışları ve kaleminden ilham alacak çok nedenimiz var.

Etkinlik programı için: https://viraverita.org/yazilar/sempozyum-enkaz-ve-parilti-walter-benjami...

Düzenleme Kurulu:

Ahmet Terkivatan, Çağla Karabağ, Çetin Türkyılmaz, Deniz Gürsoy, Gülben Salman, İlkay Özküralpli, Linda Rödel, Meriç Kükrer, Özgür Uçar, Şeyma Sağdıç, Toros Güneş Esgün.

Bu web sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları ViraVerita.org'a aittir. Kaynak gösterilmesi durumunda dahi yazının tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
Go to top