Mardin’de Suriyeli Olmak: Kendini Evinde Hissetmekle Kentin Dışına İtilmek Üzerine

Özet

Bu yazıda, göçün etkileri bir kent ölçeğinde ele alınmıştır. Bunun için göçle imtihanı tarihsel olduğu kadar güncel de olan Mardin seçilmiştir. Mardin’in Suriye’deki kentleri çağrıştırması, şive farklılıklarına rağmen sığınmacıların anadilinin kentte konuşulan temel diller arasında olması, Suriyeli sığınmacıların kendilerini burada evlerinde hissetmelerine hizmet edebilecek özelliklerdir. Kendini evinde hissetmek, bir sığınmacının da tıpkı bir yerli gibi yaşadığı kenti kendinin kılmasıyla (ortaklaşmasıyla) mümkün olabilir. Kenti kendinin kılma, kent merkezini ve mekânlarını kullanma sıklığı açısından ele alındığında, sığınmacıların yerlilere kıyasla mahallelerde daha fazla zaman geçirdiği görülür. Bunun yanında, sığınmacılar arasında geleneksel cinsiyetler arası işbölümünün göçten sonra daha da güçlendiği gözlenir. Sığınmacı kadınlar çoğunlukla ev içi alanla sınırlı bir yaşama sahipken, sığınmacı erkekler kısa süreli işlerde ve güvencesiz koşullarda çalışır. Sığınmacılar, “hayatta kalma stratejisiyle” hane halkı giderlerini en aza indirmeye, gelirlerini ise artırmaya çalışır. Sığınmacılar, yerlilerle aynı etnik grubun mensubu olsalar bile, kültürel olarak farklı algılanırlar. Bunun bir nedeninin sınır olduğu iddia edilebilir. Etnik grupları hatta aileleri bölen sınırla birlikte, ulus-devletlerin birbirinden farklı vatandaş profillerini yaratmada “başarılı” olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, karşıdan gelenler Kürt sığınmacılar bile olsa Mardin’de yaşayan Kürtler tarafından Suriye vatandaşı olarak görülürler. Sığınmacıları geri gören ve onlarla karşılaştırma yaptığında kendilerine Türk diyen yerli Kürtlerin söylemleri bu anlamda çarpıcıdır. Sığınmacılarla ilgili rekabet ve tehdit algısında, toplumsal cinsiyetin ve sınıfsal bağlamın önemli bir role sahip olduğu da gözlenir: Sığınmacı kadınlar, yerli kadınların “erkeklerini ellerinden aldığı” için, sığınmacı erkekler ise “düşük ücretlere çalıştığı” için yerli işçiler ve aileleri tarafından istenmez. Buna karşın, işverenler genellikle sığınmacıların varlığından memnundur. Kısaca, göç yerlileri hangi konuda etkiliyorsa, rekabet ve tehdit algısı ona göre içerik kazanır. Sığınmacıların belirli mahallelere “itilmesi” yoluyla kent hakkını kullanmalarının sınırlandırılmasının, yerlilerin algıladığı tehdidin şiddetini belirli ölçüde hafiflettiği ileri sürülebilir.

Anahtar Sözcükler: Göç; Kendini Evinde Hissetmek; Kent; Sınıf; Toplumsal Cinsiyet; Suriyeli Sığınmacılar.

Bu web sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları ViraVerita.org'a aittir. Kaynak gösterilmesi durumunda dahi yazının tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
Go to top