Varlık ve Zaman, Bölüm IV: Bu dünyaya fırlatılmışlık

17.03.2016  /  Simon Critchley, Çeviri: Sinem Önem Uçkan  /  Etiketler: Çeviri, felsefe, kitap değerlendirmesi

                                                        BÖLÜM IV: Bu dünyaya fırlatılmışlık

                      Kendimizi dünyada nasıl buluyoruz, özgürlüğümüzü burada nasıl bulabiliriz?

Heidegger metafiziğin temel meselesi olan varlık sorusu hakkında hayret uyandırmayı amaçlar. Varlık ve Zaman’da insanı ya da kendi tabiriyle Dasein’ı analiz etme yoluyla bu sorunun peşinden gider. Dasein’ın olması, son yazıda tartışılan vasati her günkü deneyim ya da dünyadaki yaşayışımız olarak anlaşıldığı şekliyle, varoluştur. Fakat biz bu biçimsel varoluş düşüncesini nasıl biraz daha içeriklendirebiliriz?

Heidegger Varlık ve Zaman’ın birinci ayrımında karşımıza çıkan ve şeylerin oldukça ilginçleşmeye başladığı, uzun, zor fakat son derece verimli beşinci bölümde güçlü bir ipucu verir. Varlık ve Zaman’ın geri kalanında derinleşecek olan ve bu bölümün asıl iddiasını oluşturan, Dasein’ın fırlatılmış tasarı olduğudur (Dasein ist geworfener Entwurf). Bu düşüncenin anlamını çözmeye çalışalım.

Heidegger, incelemesini kavram öbekleri ile geliştirme eğilimindedir. Bir öbek üç kavram içerir: zihin durumu, haleti ruhiye ve fırlatılmışlık. Zihin durumu esasında, William Richardson’ın hoş bir biçimde “kendini-zaten-orada-bulmak-lık” olarak çevirdiği Befindlichkeit’ın tartışmalı bir tercümesidir. Tamam, özel olarak hoş olmayabilir ama düşünce şudur: İnsan zaten daima bir yerde, yani dünya-içinde-olma’sının “orada”sında bulunmakta, ortaya çıkmaktadır. Bu “orada”, Dasein’ın Da’sıdır.

Bunun yanı sıra, ben daima bir haleti ruhiye, bir Stimmung içinde bulunmaktayım. Bu haleti ruhiye Aristotelesçi anlamıyla pathos’tur; ruhun bir tutkusu ya da bir duygulanımdır; kendimizi içinde bulduğumuz ve bizim başımıza gelen şeydir. Heidegger için tutkular, özsel olarak rasyonel olan failin psikolojik veçhesi değildir. Onlar daha ziyade içinde dünyaya uyum sağladığımız (attuned) temel yollardır. Aslında, müzikal açıdan Stimmung akort ve ses perdesi ile bağlantılıdır: Biri dünyaya ilkin ve çoğunlukla haleti ruhiyeler aracılığıyla “akort edilir” (attuned). Heidegger’in çalışmasının zorlayıcı yanlarından biri, onun, haleti ruhiyelerin yani dünyadaki her günkü yaşamımızı oluşturan duygulanımların fenomenolojisini yapma girişimidir.

Heidegger’in asıl içgörüsüne yaklaşmanın başka bir yolu da şudur: Biz dünyayla olan ilişkimizden bağımsız olarak varolamayız ve bu ilişki rasyonel temaşa değil, bir haleti ruhiye ve iştah meselesidir.

Bu gibi haleti ruhiyeler, insanın, dünya-içinde-olma’nın “orada”sına fırlatılmışlığını açığa çıkarır. Jim Morrison’un birkaç on yıl önce seslendirdiği gibi “Bu dünyaya, fırlatılmışız biz”*. Fırlatılmışlık (Geworfenheit), kendimizi daima bir yerde bulmamızın, yani başkalarıyla paylaştığımız ve büyülendiğimiz bir dünyaya bırakılmamızın basit farkındalığıdır.

Biz daima dünya içindeki her günkü yaşantımıza, korku, sıkıntı, heyecan ya da bir sonraki yazıda göreceğimiz gibi kaygı gibi çeşitli haleti ruhiyelere dalmış durumdayız.

Fakat Heidegger, Dasein’ın dünyaya yalnızca fırlatılmış olmadığı konusunda ısrarcıdır. Çünkü o, yani biz, anlama yetisine sahibiz ve kendi fırlatılmış durumumuzdan kurtulabiliriz. Heidegger’e göre anlama, bir etkinlik kavrayışıdır. O daima bir şeyin nasıl yapıldığını ya da işleyeceğini anlamadır. Anlama bir yetiye (etwas können) sahip olmaktır ve sahici insan, “olma” yetisi ya da potansiyeli (Seinkönnen) ile nitelendirilmiştir.

O halde insan yalnızca dünyaya fırlatılmış olma ile tanımlanabilen bir varlık değildir. O, aynı zamanda, olanaklarını yakalama ve somut bir durumda eylemde bulunma hareketi ile fırlatılmışlık durumundan kurtulabilendir. Heidegger bu harekete tasarı (Entwurf) adını verir ve tasarı Varlık ve Zaman’ın ilerleyen bölümlerinde söylediği gibi özgürlük deneyiminin ta kendisidir. Özgürlük, soyut felsefi bir kavram değildir. O, dünyada eylemde bulunması aracılığıyla potansiyelliğini ortaya koyan insanın deneyimidir. Bu şekilde eylemde bulunma, sahici olmadır.

*The Doors, Riders on the Storm

*

*Simon Critchley’in 2009’da The Guardian için Varlık ve Zaman üzerine kaleme aldığı sekiz bölümlük yazı dizisinin dördüncü bölümüdür. İlerleyen günlerde diğer bölümlerin çevirisini de yayımlayacağız. Önceki bölümler için:

1. http://viraverita.org/yazilar/varlik-ve-zaman-bolum-i-heidegger-neden-on...

2. http://viraverita.org/yazilar/varlik-ve-zaman-bolum-ii-benimkilik-uzerine

3.http://viraverita.org/yazilar/varlik-ve-zaman-bolum-iii-dunya-icinde-olma

Bu web sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları ViraVerita.org'a aittir. Kaynak gösterilmesi durumunda dahi yazının tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
Go to top