"Hegel ile Özgürlüğü Düşünmek", Program ve Konuşma Özetleri, 28 Kasım, saat 17.00-21.30 (Çevrimiçi)

"Hegel ile Özgürlüğü Düşünmek", Program ve Konuşma Özetleri, 28 Kasım, saat 17.00-21.30 (Çevrimiçi)

Hegel'in 250. doğum yılında, ViraVerita ve Goethe Enstitüsü Ankara olarak düzenlediğimiz çevirmiçi sempozyumda özgürlüğü ve özgürlük ile ilgili güncel problemleri Hegel ile beraber yeniden düşünmeye çağırıyoruz.

Covid-19 salgınına yönelik alınan yeni resmi önlemler ve tavsiyeler nedeniyle, Goethe-Institut Ankara ve ViraVerita işbirliği ile düzenlenen “Hegel ile Özgürlüğü Düşünmek” konferansı maalesef Goethe-Institut Ankara'nın konferans salonunda değil, yalnızca çevrimiçi olarak gerçekleştirilecektir. Etkinliğe Zoom programı aracılığıyla katılarak sorularınızı iletebilir ve konuşmaları aynı zamanda Facebook kanallarımızdan canlı olarak izleyebilirsiniz. Zoom üzerinden serbest erişim: https://zoom.us/j/97709979271?pwd=ZGlBN2liUFpSeWVoOXFYR3BqelhJZz09

Program ve konuşma özetlerini aşağıda bulabilirsiniz: 
28 Kasım Cumartesi, Saat 17.00-21.30 (GMT+3)
P r o g r a m
17.00-17.30
Açılış Konuşmaları
Friedrich Dahlhaus (Goethe Enstitüsü Ankara)
Çetin Türkyılmaz (ViraVerita)
I. Oturum
17.30-19.00
Moderatör: Gülben Salman
Birden Güngören Bulgan: Hegel’in Özgürlük Anlayışı Günümüzde Nasıl Yorumlanabilir?
Çetin Türkılmaz-Özgürlük Kavramı Çerçevesinde Mevcut Durumu Anlamak
19.00-19.30
Ara
2. Oturum
19.30-21.30
Moderatör: Deniz Gürsoy
Kaan H. Ökten: Heidegger, Hegel ve Özgürlüğün Ontolojisi
Hüseyin Deniz Özcan: Yıkıntılar Arasında: Hegel’de Özgürlük Kalıntıları
Toros Güneş Esgün: “Olağanüstü” Durumlarda Özgürlük: Hegel’de Yaşam ve Hukuk

Konuşma Özetleri

Hegel’in Özgürlük Anlayışı Günümüzde Nasıl Yorumlanabilir?-Birden Güngören Bulgan                                                                                                 

Covid-19 ile tekrar gündeme gelen Hegel’in özgürlük anlayışı, bireyin özgürlüğünün her istediğini yapması değil de bir bilinçlenme süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlayış, özgürlüğün ancak diğer bireylerle içinde olduğu ilişkiyi kavranarak ve sosyal dayanışmanın farkına vararak anlaşılabildiği göstermektedir. Bu çerçevede günümüzde yeniden değerlendirilen hak ve ödev ilişkisine, özgürlük ve güvenlik perspektifinden Hegel’in felsefesinin nasıl bir yol gösterebileceği üzerinde durulacaktır.

Heidegger, Hegel ve Özgürlüğün Ontolojisi-Kaan  H. Ökten                                                                                                                           

Heidegger'e göre Dasein (insanın varoluşu), kendi zati varolabilirliğine özgür kalabilme olanağıdır. Böyle bir olanağın mümkün olabilmesiyse yani özgürlüğün varoluşsal-ontolojik koşulu ise Dasein'ın kendini önceleyebilmesidir. Başka bir deyişle varoluşun zamansallığıdır. Bu da Dasein'ın sonluluğu üzerine bina edilmiştir. Dolayısıyla özgürlük teorik bir kavrama değil, pratik bir anlamadır. Söz konusu pratik-ontolojik veçhesiyle özgürlük, varoluşa dünyasallığını bahşetmektedir. Dünya, hakikatin açımlandığı yer olduğundan, hakikatin özü son kertede özgürlük olacaktır. Bu itibarla Heidegger'in, Hegel'deki mutlak öznelliği değil Dasein'ın sonluluğunu öne çıkardığı görülmektedir. Bir başka deyişle Heidegger, bir ontoteoloji ve ontokroni inşa etmektedir.

Bu konuşmada Heidegger'in ontoteoloji ve ontokronisinden hareketle Hegel eleştirisine ve buradan da özgürlüğün ontolojik temellendirilişine kısaca bakılacaktır.

Yıkıntılar Arasında: Hegel’de Özgürlük Kalıntıları-Hüseyin Deniz Özcan                                                                                                                              

Büyük sistem filozoflarının sonuncusu olarak görülen Hegel, kendinden önceki birikimi oldukça seçici bir ayıklama işlemine tabi tutarak felsefesini kapatabilmeyi başarmış son tarihsel figürdür. Üstelik kelimenin tam anlamıyla modern bir filozof olan Hegel’in bu kapatılmış sistemi modernizmin dinamizmini içinde barındıran yapıtaşlarından kurduğunu düşündüğümüzde, onun bugün etkisini yitirmeyen cazibesinin iç mantığını anlamamız kolaylaşır: Hegel tilmizlerine, içerisinde “katı olan her şeyin buharlaştığı” bir atmosferde, göreceliğe ve tarihsiciliğe direnmeyi mümkün kılan sağlam bir dayanak noktası önermektedir. Gelgelelim bugün popülaritesi gittikçe artan anti-Hegelcilik akımının da gösterdiği üzere, içerisinde barındırdığı unsurların ucu açık değişimine maruz kalarak yıpranmak bütün sistemlerin yazgısıdır: Her sistem yıkılışını kendi kalbinde taşır. Bu noktada sorulması gereken soru, yıkılan sistemlerden geriye kalanlarla ne yapılabileceğidir. Tam da bu nedenle bu sunumda yapmak istediğim şey, Hegelci sistemin esasını oluşturan ana temalardan ziyade yıkıntıların arasında kalmış kalıntılara odaklanarak Hegel’i güncel bir bağlama taşımayı denemek ve bu felsefede bugün hâlâ özgürlüğe dair söylenebilecek kayda değer bir şeyin kalıp kalmadığını tartışmaktır.

“Olağanüstü” Durumlarda Özgürlük: Hegel’de Yaşam ve Hukuk-Toros Güneş Esgün                                                                                                                          

Hegel’in hukuk felsefesini karakterize eden en önemli meselelerden biri hukukun yaşam ile ilişkisidir: Sözleşmeci kuramın tersine "hak", "ödev" ve "yasa" gibi kavramları salt akılsal düzlemde değil, insanın somut yaşamındaki pratiklerinden ve kurumlardan hareketle düşünen Hegel, böylelikle hukuku da salt bir a priori ilkeler sistemi olarak değil, yaşayan ve gelişen bir tinsellik alanı olarak kavrar. Bu yüzden hukuk, yaşamın tüm alanlarıyla ilgilenir ve yaşamdaki dönüşümlerle sürekli yeniden, tarihsel olarak şekillenir. Fakat hukuk hangi yaşamı düzenler? Doğal özgürlüğü hukuksallaştıran devletçi düşüncenin en önemli temsilcilerinden biri olarak Hegel açısından haklar ve ödevler yaşam ile ilişkili olarak belirlenirken birey özgürlüğü doğadaki organizmanın yaşamında değil, “ikinci doğa” olarak ancak “törel yaşam”ın en son aşaması olarak devlette mümkün olur; fakat aynı zamanda onun tarafından kapsanarak aşılır.Eş deyişle insanın hayvansı canlılığı,  törel yaşamda genelin ve tinin yaşamı uğruna geride bırakılır ve özgürlük böylelikle gerçekleşebilir. Özgürlük ile hukuk arasında kurulan bu ilişki en çok da yaşam biçimleriyle ve yaşamdaki beklenmedik durumlarla,paradoksal olarak tinin geride bıraktıklarıyla, yani hastalık ve ölüm ile yeniden şekillenir. Bu konuşmada da Hegel’in yaşam ve hukuk ile ilişkisinde özgürlüğü nasıl konumlandırdığını hatırlarken, yaklaşık bir senedir canlılığımızı ve toplumsallığımızı tehdit eden "olağanüstü" bir durum olarak pandemideki "yeni normal"in yaşam ve hukuk arasındaki ilişkiyi nasıl krize soktuğunu ve özgürlüğü nasıl dönüştürdüğünü; yaşamın korunması, yaşam hakkı ve ölüm gibi konular etrafında tartışacağız.

 

 

 

 

 

Bu web sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları ViraVerita.org'a aittir. Kaynak gösterilmesi durumunda dahi yazının tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
Go to top